Bildiğim Tek Şey Hiçbir Şey Bilmediğimdir

Sokrates’in Savunması adlı kitabı okudunuz mu bilmiyorum. Bence herkesin okuması gereken klasik bir eser.

Sokrates’in Savunması adlı kitabı okudunuz mu bilmiyorum. Bence herkesin okuması gereken klasik bir eser. Batı felsefesinin kurucusu ve en önde gelen isimlerinden olan Sokrates’in ölüme mahkum edildiği mahkemede kendini savunmasını, hakkında karar verilmesini ve karar verildikten sonra son konuşmasını içerir.

Fakat bu yazının konusu kitabın tamamı veya özeti değil elbette.

Giriş kısmında Sokratesin savunması adlı eserden bahsetmemin nedeni, kitabın birinci bölümünde (Sokrates’in kendini juri karşısında savunduğu bölüm) geçen bilgelik hakkında olan kısım.

Bu noktada sanki konudan konuya atlamış gibi olacağım fakat (Merak etmeyin iki konu birleşecek.) doğu felsefesinin en önemli isimlerinden biri olan Konfiçyus’un bir sözünü hatırlatmam gerek; “Bildiğini bilenin peşinden gidiniz, bildiğini bilmeyeni uyarınız, bilmediğini bilene öğretiniz, Bilmediğini bilmeyenden kaçınız”.

Buna karşın, kitabı özet geçecek olursak Sokrates tanrıların kendini en bilge insan seçtiği iddasında bulunur ve bunun nedeninin de bildiği tek bir bilgi olduğunu düşünür. Ünlü “Bildiğim tek şey hiçbir şey bilmediğimdir.” sözünün kaynağı da burasıdır.

Şimdi, izin verirseniz haddimi de aşarak size bu noktada Konfiçyüs’ün yanıldığını söylemek istiyorum. Konfiçyüs’ün insanları dörde ayırmış olduğunu görüyoruz; bildiğini bilen, bildiğini bilmeyen, bilmediğini bilen ve bilmediğini bilmeyen.

Elbette ben de yanlış anlamış olabilirim fakat benim düşünceme göre bildiğini bilmek ile bilmediğini bilmemek arasında bir fark yoktur. Çünkü bildiğini bilen insan kendini herhangi bir konuda uzman olarak görüyordur (uzmanlık alanı neyse artık) ve o konuda yeni bilgilere kapalıdır.

O konuda bilebileceği her şeyi bildiğini biliyor veya düşünüyordur. Bunun sonucunda da bilmediği bilgileri öğrenemeyecek yani bilmediğini bilmeyecektir.

Yani Sokrates’in en temel insani bilgi olarak gördüğü, aslında hiçbir şey bilmediğimiz bilgisini hayamızın merkezine oturtup sürekli olarak öğrenmeye açık olmamız gerektiğini düşünüyorum.