Meral Akşener; 'Sayın Erdoğan'ın, çaresiz çırpınışlarını eğlenerek izliyoruz'

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, "Eğer İsveç ve Finlandiya, Rusya tehdidini ciddiye alıyor ve kendilerini korumak için NATO’ya üye olmak istiyorlarsa öncelikli olarak kendilerini kullanan ve ilk fırsatta sırtlarından bıçaklayacak olan PKK’ya karşı gerekli tepkiyi göstermeli ve terör örgütünü topraklarından çıkartmalıdır” dedi.

Akşener, partisinin meclis grup toplantısında konuştu.

Geçtiğimiz hafta sonundan beri Sayın Erdoğan ve arkadaşlarını Sultan Abdulhamid Han üzerinden bir tartışma almış başını gidiyor.

Tarihimizden ilham almak da, tarihe atıf yaparak siyaset dersi vermenin yolu tarihi bilmekten geçer.

Yalan, yanlış, danışman notlarından öğrenilmez, dizilerden, çizgi romanlardan öğrenilmez. Sayın Erdoğan bu yüzden tarihi öğrenemiyor, çünkü kendisi okumayı hiç sevmiyor.

Dört bir yanını saran cehalet duvarından attığı hamasi nutuklarla günü kurtarmaya çalışıyor.

Biz tarihe kişiler, kavgalar üzerinden bakmıyoruz. Değerler, sistemler, sonuçlar üzerinden bakıyoruz.

Biz o günün demokrasi rüzgarıyla ilgileniyoruz. Tekleşmeye, tek adamlığa giden her yolu azimle kesmiş olan milli iradeyle ilgileniyoruz.

Sayın Erdoğan istibdat dönemiyle günümüzü benzetmemden çok alındı. Sayın Erdoğan’ı Abdulhamid Han’a benzetmek rahmetliye hakaretmiş.

Sayın Erdoğan için rehber kabul ettiği, rol model aldığı Abdulhamid Han’ı kendisine benzetmek büyük bir hakaretmiş. Arkadaş en azından kendisinin farkında.


İstibdat bir olgudur. Tarihsel bir hakikattir. Sayın Erdoğan için istibdadın kendisi değil, kimin maruz kaldığı ve kimin uyguladığı daha önemli. İstibdat ya vardır, ya yoktur. İstibdada karşıysan söz Abdulhamid Han’a gelir.

Siyaset tutarlılık ister ama sen ve ortakların bilmezseniz, hatırlamazsanız, unutursanız hem de üstüne çıkıp onlara ‘kanı bozuklar’ derseniz bu sadece tutarsızlık olmaz en hafif tabiriyle vefasızlık, vicdansızlık, terbiyesizlik olur.

Sayın Erdoğan için bunların hiçbir önemi olmadığını zaten biliyoruz. Sayın Erdoğan için tarihimizin, ecdadımızın sadece kendi iktidarını korumaya hizmet ettiği sürece değerli olduğunu da biliyoruz.

“Çok az kaldı!”

Kaybedeceğini anlayan Sayın Erdoğan'ın, çaresiz çırpınışlarını eğlenerek izliyoruz. Tazmanya canavarı edasıyla attığı, hamasi tiratlarını gülerek dinliyoruz.

Çünkü biz biliyoruz ki Çok az kaldı! Haddi kim bilecekmiş, hududu kim görecekmiş, milletimizin tokadını kim yiyecekmiş, hep birlikte şahit olacağız.

Çok az kaldı! Sayın Erdoğan'ı şimdiden uyarıyorum. Bu saatten sonra, “milletim beni affetsinler” tutmaz. “Ortağım beni kandırdı.” edebiyatını da kimse yemez.

Benden söylemesi. Yenilgiyi şimdiden sindirmeye başlasan iyi edersin. Çünkü sandıkta başına gelecek hazin sonu görmemize; İnan ki çok az kaldı!

Artık nafile. Özgürlük, demokrasi diye geldin;1909'un intikamı peşine düştün. Kalkınma dedin, zenginlik dedin;

21'inci yüzyılın, Duyunu Umumiye'si oldun. Milletin adamı diye, milletin omuzlarında geldin; İstibdatın adamı olarak, milletin iradesiyle gidiyorsun.

İşte o nedenle; Sen kendini parçalasan da, Bağıra bağıra nutuklar atsan da;Bizler, aynı bizden öncekiler gibi, istibdata, “dur” demeye devam edeceğiz.

“Yeter söz milletindir!” diyeceğiz. “Kahrolsun İstibdat, Yaşasın Hürriyet!” diyeceğiz. Adalet diyeceğiz. Müsavat diyeceğiz. Meşveret diyeceğiz.

Uhuvvet diyeceğiz. Ve en sonunda, aynı dün olduğu gibi; bugün de biz kazanacağız, millet kazanacak. İstibdatçılar gidecek, Hürriyet kazanacak. Kötüler gidecek, İyiİler kazanacak! Kimse merak etmesin, çok az kaldı!

İsveç ve Fillandiya'nın NATO üyeliği

 Putin’in yayılmacı ve saldırgan politikası Avrupa’da güvenli krizi yarattı. İsveç ve Finlandiya harekete geçti.

İki ülke de NATO üyeliğine başvurdular. Bunun için Türkiye’nin onayına ihtiyaçları var. Ülkemizin batıya gösterdiği iyi niyet defalarca suiistimal edildi.

Bugün, Türkiye’den İsveç ve Finlandiya’nın üyeliği için iyi niyet bekleyenlerin, kendi niyetlerini sorgulaması gerekiyor.

 Milli menfaatlerimizin düşünülerek karar verilmesini istiyoruz. İsveç ve Finlandiya kendilerini korumak için NATO’ya üye olmak istiyorlarsa, kendilerini kullanan PKK’ya karşı gerekli tepkiyi göstermeli ve terör örgütünü topraklarından çıkarmalıdır. Bunu Almanya, İngiltere ve Fransa gibi ülkeler de yapmalı.

PKK’nın Putin yanlısı tutumunu, Türkiye ile diğer NATO ülkeleri arasında bir fırsat olarak görüyoruz.

PKK’yı Avrupa’dan atmak ve AB’yi güçlendirmeye katkı sunacaktır. Bunu etkin bir diplomasiyle başarabiliriz. Sessiz bir diplomasi yürütmektir.

Sayın Erdoğan tam bunun tersini yapıyor. Dış politikayı, iç politika şovuna dönüştürmeye çalışıyor.

Daha geçen sene MSB Bakanı BAE’nin PKK’ya verdiği destekten bahsediyordu. İçişleri Bakanı, 15 Temmuz’un arkasında BAE olduğunu söylüyordu.

Sayın Erdoğan esiyordu, gürlüyordu. Sayın Erdoğan’ı Körfez ülkeleriyle para konuşurken bulduk. Her şey bir anda unutuldu. Grup Başkanvekillerini bile yanlışlıkla BAE gerçeğini açıkladığı için harcadılar.

Eğer amacın terör örgütünü Avrupa’dan tasfiye etmekse yolu yordamı bellidir, biz de yanında dururuz.

Ama amacın para pazarlığına oturmaksa orada dur demek boynumuzun borcudur. Avrupa ile para pazarlığı yapmak için şehitlerimizin kanını peşkeş çekmene izin vermeyiz.

Tarım politikası

Bana AK Parti iktidarının en büyük başarısızlıklarını sorsanız, ilk üçe tarımı koyarım. Aylardır aynı şeyi söylüyoruz, tarım milli güvenlik sorunu diyoruz. Arkadaşlar bizi duymazdan gelmeye başlıyor.

Her şeyi kulağını tıkayan, saraydan dışarı adım atamayanlar kesime giden inekleri, düvelerin arkasından ağlayanları duymazdan, bilmezden geldiler.

Geçen hafta yabancı bir haber ajansında bir bankanın İngiltere Merkez Bankası’nda tuttuğu altınları değerinin altında sattığına dair bir haber çıktı.

Biz elinde kalan son kıymetli varlıkları da adeta müflis bir tüccar gibi satıp bozduran bu kurumun Türkiye Merkez Bankası olduğuna inanmak istemiyoruz.

Tek bir kişinin keyfine mahkum edilen bu sistemin maalesef artık bir alışkanlık haline getirdiği akıl ve bilim dışı kararlarla, gelip dayanacağı yer tam olarak burası.

Sayın Erdoğan, ışıltılı bakanın, emir eri Merkez Bankası başkanın ve bol maaşlı danışmanların korkularından sana anlatamıyorlar ama senin bu öngörüsüz politikaların ile göz göre göre ödemeler dengesi krizine doğru gidiyoruz.

Çok acı bir gerçek var. O da yokluk. Esnaflarımızın dükkanında siftahı, işinde bereketi yok. Annelerimizin akşam evde ne pişireceğine dair fikri, çocuklarının geleceğine dair ümidi yok.

Kayseri’de hiç unutamıyorum bir besici kardeşim ‘mallarıma oruç tutmayı öğretiyorum’ demişti.

Emeklilerimizin geçinmeye dermanı, torununa hediye almaya parası yok. Öğretmenlerimizin ataması, gençlerimizin hayal kurmaya takati yok. İnsanlarımızın evinde huzuru, işinde bolluğu yok.

25 May 2022 - 11:52 Ankara- Siyaset



göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Takvimi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Takvimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Haber Takvimi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Takvimi değil haberi geçen ajanstır.


İstanbul Markaları

Haber Takvimi, İstanbul ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (850) 304 05 95
Reklam bilgi


Anket Koronavirüs alışveriş alışkanlığınızı değiştirdi mi?