Sağlıklı bir Ramazan geçirmeleri için kronik hastalığı olanlara öneriler

Kronik hastalıklarının varlığının ya da bağışıklık sisteminin olumsuz etkilenmiş olmasının, COVID-19 enfeksiyonunun ağır geçirilmesi ve hayat kaybına varan tablolara yol açması açısından risk oluşturduğunu ifade eden Prof. Dr. Mustafa Cesur, “Bu nedenlerle, yeni tip korona virüs ile mücadele sürecinde sosyal izolasyon, kronik hastalığı olan kişiler açısından daha fazla önem taşıyor.

Kronik hastalıklarının varlığının ya da bağışıklık sisteminin olumsuz etkilenmiş olmasının, COVID-19 enfeksiyonunun ağır geçirilmesi ve hayat kaybına varan tablolara yol açması açısından risk oluşturduğunu ifade eden Prof. Dr. Mustafa Cesur, “Bu nedenlerle, yeni tip korona virüs ile mücadele sürecinde sosyal izolasyon, kronik hastalığı olan kişiler açısından daha fazla önem taşıyor.

Ayrıca salgın dönemine denk gelen Ramazan ayında doktorlarına danışmadan oruç tutmak kronik hastalığı olan kişiler açısından riskli olabiliyor” şeklinde belirtti.

Kronik hastalığı olan kişilerin sosyal izolasyon sürecinde ve Ramazan ayı boyunca evde sağlıklı kalmaları için önerilerde bulunan, Güven Hastanesi Endokrinoloji ve Metabolik Hastalıkları Bölümünden Prof. Dr. Mustafa Cesur, ‘Covid-19 enfeksiyonu diyabet, obezite ve hipertansiyon gibi kronik hastalığı olan kişileri daha mı çok etkiliyor?’ sorusuna şu cevabı verdi:

“Diyabetik bireylerin bağışıklık sistemleri diyabetin kronik maruziyetinden dolayı hastalıktan etkilenmiş olabilir ve henüz insan vücuduna yabancı Covid-19 enfeksiyonu diyabetiklerde daha olumsuz seyredebilir.

Obezite de farklı sistemleri olumsuz etkileyeceği için obez bireylerde Covid-19 enfeksiyonu diğer bireylere göre daha şiddetli klinik seyir gösterme eğilimindedir.

Hipertansiyon ise Covid-19 salgınında ölümcül seyreden olgularda en sık eşlik eden kronik hastalıkların başında gelmektedir.

Özellikle kalp kasında kalınlaşmaya yol açan ciddi hipertansiyon varsa veya birlikte diyabet mevcutsa hipertansiyon, özellikle akciğeri tutan Covid-19 olgularında olumsuz etki oluşturmaktadır.

Bu nedenlerle; bu gruplardaki bireylerin evlerinden çıkmamaları, sosyal ortamlarda bulunmamaları, çok gerekli olmadıkça seyahat etmemeleri, misafir kabul etme, misafirliğe gitme gibi dışarı ile teması artıracak ziyaretlerde bulunmamaları gereklilik arz etmektedir.”

Kronik hastalığı olan kişilerin Covid-19 salgınından korunmak için nelere dikkat etmesi gerektiğini de belirten Prof. Dr. Cesur, “Bu tip kronik hastalığı bulunanlar dışarı çıkıp eve döndüklerinde mutlaka ellerini sabunlu suyla yıkamalıdır.

Sabun virüsü parçalamakta ve etkisizleştirmektedir.

Ayrıca dışarıdayken küçük el dezenfektanı veya kolonyayı yanlarında taşıyabilirler ve her temasta temas edilen bölgeyi dezenfekte edebilirler.

Evde kalınan süre boyunca farklı ortamdan gelen kişilerin virüs taşıma riski olduğundan komşu ziyaretleri yapılmamalı ve eve ziyaretçi kabul edilmemelidir.

Market alışverişlerinde de paketlerin virüs taşıyıcısı olabileceği akıldan çıkarılmamalı ve buna göre önlem alınmalıdır.

Özellikle paketli ürünler sabunla yıkanabilir veya dezenfekte edilebilir, bu nedenle paketli maddeler tercih edilebilir.

Bir başka önemli nokta, evde kalınan süre boyunca kronik hastalığı olan kişilerin mevcut beslenme tedavilerine devam etmeleri, sağlıklı beslenmeyi bırakmamaları gerektiğidir.

Atıştırmaların sıklığı artırılmamalı, fazladan kalori almamaya özen gösterilmelidir.

İşlenmiş karbonhidratların metabolizma için ekstra yük getirdiği, gerek diyabet, gerekse obezite için risk oluşturduğu unutulmamalıdır.

Tansiyonun düzenli gitmesi için de aşırı tuz tüketiminden kaçınılmalıdır.” bilgisini verdi.

Ramazan ayında oruç tutmanın bağışıklık sistemini olumsuz etkileyerek, Covid-19 enfeksiyonuna yakalanma riskini artırıp artırmadığının Covid-19 henüz yeni bir hastalık olduğu için bilinmediğini dile getiren Dr. Mustafa Cesur, “ Oruç tutan kişilerde bazı metabolik parametrelerin olumlu etkilendiğini biliniyor.

Ancak bağışıklık sisteminin iyi yönde etkileneceğine dair yeterli araştırma bulunmuyor.

Oruç tutmak bağışıklık sistemini güçlendirir şeklinde bir şey demek zor.

Zararlı mıdır sorusunun cevabı da aynı şekilde belirgin değildir.

Herhangi bir hastalık oluşunca devreye giren, hastalıkla mücadelede gerekli bazı bağışıklık sistemi parametreleri hafifçe etkilenebilir.

Bu değişiklikler oruç tutma düzeninden, normal yeme düzenine geçince eski haline döner.

Daha önce yapılan çalışmaların ışığında korona virüs ve oruç ilişkisi için şu yorumu getirebiliriz.

Oruç tutmanın bağışıklık sisteminde olumsuzluk oluşturup vücudu enfeksiyona açık hale getirmek gibi bir etkisi bulunmamaktadır ve sağlıklı bireylerin oruç tutmasında sakınca yoktur” diye belirtti.

Vücutta herhangi bir enfeksiyon gelişirse mutlaka orucun bırakılması gerektiğini ifade eden Dr. Cesur sözlerine şöyle devam etti: “ Bunun nedeni enfeksiyonun Covid-19 enfeksiyonu olma ihtimali olmasıdır.

Oruç sırasında değişen bağışık sistemi parametreleri enfeksiyonla mücadelede en etkin hücrelerdir.

Hafif bir enfeksiyon dahi olsa enfeksiyon tam iyileşene kadar oruca ara verilmelidir.

Hele ki Covid-19 vücutta pozitifse kesinlikle oruç bırakılmalıdır.

Oruç sırasında uzun süre susuz kalmak; mukozaların nemini azalttığı için kişiyi enfeksiyona yatkın hale getirebilir.

Ciddi susuzluk da bağışıklık sistemini olumsuz etkileyebilir.

Bu nedenle oruç tutanların iftar ve sahur dönemlerinde zamana yayarak yeterli su almaları gerekmektedir.

Böylece susuz kalmanın etkilerinden vücut korunabilir.

Bir diğer önemli husus da; bağışıklık sistemini olumsuz etkileyebilecek ciddi kronik hastalığı olanların, korona virüse yakalanma riskine karşı oruç tutmamalarının tavsiye edilmesidir.

Özellikle diyabetik bireylerin bu konuda çok dikkatli olmaları gerekmektedir.

Oruç tutmak isteyen kronik rahatsızlıkları olan bireylerin, mutlaka kendilerini takip eden hekime danışarak eğer uygunsa oruç tutmaları önerilmektedir.”

Salgın sürecinde evde hareket etmenin kronik hastalığı olan kişiler açısından ihmal edilmemesi gereken bir husus olduğunu vurgulayan Dr. Cesur, “Salgın sürecinde birçok hastamız yürüyüşe çıkıp çıkmamak konusunda tereddüt yaşayabiliyor.

Bu dönemde sokağa çıkma yasağı uygulanan grupta olmayan kişiler insan sayısının az olduğu açık alanlarda gerekli koruyucu önlemleri alıp sosyal mesafeye dikkat ederek yürüyüş yapabilirler.

Eve döndükten sonra elleri su ve sabun ile iyice yıkamak ihmal edilmemelidir.

Sokağa çıkma yasağı olan günlerde ise evde egzersizler yapılmalıdır.

Varsa yürüyüş bandı üzerinde yoksa yemeklerden sonra günde üç kere 15 dakika olacak şekilde ev içinde koridordan koridora yürüyüş yapılabilir.” şeklinde ifade etti.

Diyabet kronik bir hastalık olduğu için periyodik kontrollerin önemli olduğunu belirten Güven Hastanesi Endokrinoloji ve Metabolik Hastalıkları Bölümünden Prof. Dr. Mustafa Cesur, kronik hastalığı olan kişilerin 3-6 aylık periyodik kontrollerinin salgın süresince ertelenebileceğini ifade ederek, “Diyabetli bireylerin rutin kan şekeri takiplerini evde kendi kendilerine yapacakları ölçümlerle sürdürmeleri mümkündür.

Ancak çok yüksek veya çok düşük değerler varsa, yani diyabet ayarı bozulmuşsa takip eden doktorlarıyla iletişime geçmeleri iyi olacaktır.

Bu süreçte, gerekirse veya acil durum varlığında sağlık kuruluşlarına gelmek akılcı bir yaklaşımdır.

Son dönemde yaygınlaşmaya başlayan online doktor görüşmeleri de sorunların belirlenmesi ve çözüm yollarının bulunması için iyi bir seçenek olabilir.

Salgın boyunca raporlu ilaçlar eczanelerden reçete olmadan alınabileceği için kronik hastalığı olan bireylerin, reçete ile ilgili olarak sağlık kuruluşlarına başvurmaları da gerekmiyor.

Bu noktada; kronik hastalıklara ait ilaçların rapor süresi bittiyse hastaların telaşlanmasına gerek olmadığını, raporların otomatik olarak 3 ay uzatıldığını da belirtmek gerekir.

Bunun için de hastanelere rapor yeniletmek amacıyla başvurmak gerekmiyor.

Evde kalma döneminde kronik hastalıkları olanların ilaç tedavilerinde herhangi bir değişiklik önerilmemektedir.

Ancak Covid-19 hastalığına yakalanan diyabetiklerde, hele ki akciğer tutulumu varsa insülin tedavisine geçmek en doğru seçim olmaktadır.

Ancak hafif seyreden olgularda tedavi değişikliği yapılmayabilir.

Böyle bir durum varlığında diyabet yönetimi mutlaka doktor kontrolünde yapılmalıdır.

Tansiyon tedavisinde kullanılan antihipertansif ilaç rejimlerinde de değişiklik önerilmemektedir.

Özellikle ACE inhibitörleri ve Anjiotensin reseptör blokerlerinin enfeksiyon öncesinde veya sırasında kesilip kesilmemesi konusunda bazı tereddütler olmuştu.

Ancak bu konuda önerilerde bulunan bütün kuruluşlar hipertansiyon tedavisine aynen devam edilmesini önermektedir.

Yine de tansiyon tedavisinin bireysel olarak değerlendirilmesi gerektiği unutulmamalıdır” şeklinde dedi.

Facebook

Twitter

Youtube

30 Nis 2020 - 11:52 Ankara- Güncel


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Takvimi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Takvimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Haber Takvimi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Takvimi değil haberi geçen ajanstır.



İstanbul Markaları

Haber Takvimi, İstanbul ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (850) 304 05 95
Reklam bilgi


Anket Koronavirüs alışveriş alışkanlığınızı değiştirdi mi?