Basit Adımlarla Hayatı Kolaylaştırmak

Herkese merhaba!

Bu yazıya başlamadan önce söylemek istediğim birkaç şeyi ifade etmek istiyorum. Hayatı kolaylaştırmak adına yazmış olduğum bu makale ile amacım zihni olarak bize engel olan duygu ve düşüncelere karşı kendimizi nasıl yönlendirebileceğimiz üzerine olacak.

Eğer yazının genelini özetleyecek olursak ilk adımda kendimize çok yüklenmememiz gerektiğini, bu durumdan sıyrıldıktan sonra kendi benliğimizin farkındalığını ve son olarak mental yapımızı bu konumda sürekli nasıl kılabileceğimiz hakkında fikirler sunmaya çalışacağım. Bunun için kendi üzerimde deneyimlemiş olduğum hayatı kolaylaştıran basit adımlar üzerinde örnekler sunacağım. Konu başlığını neden basit adımlarla hayatı kolaylaştırmak olarak seçmemin nedeni ise okumalarımdan yola çıkarak deneyimlemiş olduğum basit eylemlerin etkileridir.

Sosyoloji, felsefe ve kişisel gelişim üzerine yapmış olduğum okumaların sonucunda ulaşılan deneyimlenmiş tecrübeler sayesinde birçok basit adıma hayatımda yer verdim ve çok olumlu sonuçlar elde ettim. Sosyolojik açıdan incelediğim toplumu yansıtan eserlerde daha çok insanı boğan olayların kendi adına gerekli adımlamaları atamamasından kaynaklı olduğunu gözlemledim. Bu durumun psikolojik olarak insan da yapmayı düşündüğü ya da harekete geçmesi gerektiğini bildiği adımları atmamasından ileri geldiği ifade edilebilir. Bunun sonucunda ortaya çıkan erteleme hastalığı veya düşünce olarak daralma veya körelme izlenimleri baş gösterebilir.

Temel de bu yazının amacı bu sorunlara karşı insanı eyleme geçirmek için neler yapması gerektiği hakkında bilgi vermek olacaktır. Fakat basit adımlarla hayatı kolaylaştırmak istediğimizden dolayı sadece bu yazı ile gerekli tüm yüklemeyi yapabilmek ve kazanım olarak elde etmek, sadece zorlamadan başka bir şey değildir. Bundan dolayı kendi üzerimde deneyimleyip gözlemlemiş olduğum birkaç basit hareketin sonucundaki değişimle aslında genel anlamda düşünce dünyamın aydınlığa kavuştuğunu söyleyebilirim. Bununda ortaya çıkarttığı daha aydın ve daha zinde düşünme beraberinde olumlu sonuçları kazanmama yardımcı olmuş oldu. Bu kazanımları paylaşmak ve sizleri de sürüklemesini umut ederek, toplu kazanımların hayatımıza katacağı ümitlerin sadece kendimizi değil çevremizi de aydınlatacağı kanaatindeyim. Bu sayede sürekli bocalayan ve bilgi kirliliği içerisinde olduğuna inanılan günümüz dünyasında hiçbir akıntıya kapılmadan sürekli olarak gelişim ve ilerleme kaydedebiliriz.

Uzun bir girişin ardından daha fazla uzatmadan artık konumuza geri dönmek istiyorum.

Genel basmakalıpların bilimsel olarak eleştirilerini bir kenara bırakacak olursak, insanı harekete geçiren noktanın duygu ve düşünceler olduğunu hepimiz biliyoruz. İnsan ihtiyaçlarına bağlı olarak eyleme geçer. Bu eylemde karar vermenin yolu kalbimizden ve aklımızdan geçer. Bu noktada kalpten hissi olarak veya aklın süzgecinden geçirilmiş farklılığın detayına girmek istemiyorum. Çünkü her iki durumda da hareketin ikna olmaya bağlı olduğunu varsayarak değerlendiriyorum. Bu durumda tercihleri tamamen size bırakıyorum. Yani fıtratların hangi duruma göre karar verebileceği üzerine değil de, her iki fıtrata uygun olarak deneyimleri sunmak kendimize göre karar vermeyi daha da kolaylaştırabilir. Bu sayede kendimizde görülecek benzetmeler daha çabuk kabul edilecektir. Hem kalp için hem de akıl için geçerli olan durum şudur: İhtiyaç dairemiz, hayallerimiz kadar geniştir. Hayallerimizin ulaşabildiği her noktada bir ihtiyaç doğar ve bu ihtiyacı karşılamaya çalışırız.1 Bundan dolayı hayal çemberinin mutluluk adımlarını belirlediğimizi düşünerek daha rahat çözüm bulabiliriz.

Sonuca ulaşmak için tek bir hedef belirlemek hayatımızı kolaylaştıracaktır.

Her ne kadar hayallerimizi kontrol edemediğimizi düşünsek de, bitmeyen hayallerin arasından tek bir hedef belirlemek bizi daha motive kılar. Bu sayede dağılmamıza sebep olan hayallerden ve bocalamadan uzaklaşabiliriz.

Bunun için kendimden bir örnek vermek istiyorum. Normalde dijital pazarlama üzerine çalışıyorum. Fakat meraklarıma bağlı olarak aynı zamanda tasarım alanında da iyileştirme yapıyorum ayrıca babamın tarihçi olmasından dolayı siyaset bilimi ve tarih üzerinde de araştırmalar yapıyordum. Bundan dolayı siyaset bilimi ve tarih üzerinden lisans ve yüksek lisansı bitirdim. Üniversite de almış olduğum felsefe derslerini merakımla birlikte ilerletmeye devam ettim. Hala okumalarıma devam ediyorum. Her alanda en iyisini yapmak istediğimden dolayı hangisi ile uğraşsam sürekli gelişim göstermek istiyorum. Fakat istediğim sonuçlara zihin yoğunluğundan dolayı ulaşamıyordum. Son olarak okuduğum Arthur Schepanhauer ve Atomik Alışkanlıklar kitabından örneklerle bir sonuca vardım. İlk olarak bir hedef belirlemeliydim. Bunun için ilk hedefi, kendi kişisel gelişimimi sağlamak olarak belirledim. Bu sayede kendi deneyimlediğim sonuçları yazıya dökebilecek ve ürün haline dönüştürebilecektim. Fakat ilk hedefimi belirlemek de bu noktada yeterli olmadı. Çünkü sürekli okumalar yapıyor ve yeni bilgiler öğreniyordum. Her yeni okuma bir yenisine, bir yenisi daha karşıma çıkıyor ve ben bilgi hazinesinin içinde kendimi boğulurken ya da bocalarken buluyordum. Fakat okuduğum son eserde Arthur Schepanhauer’ın okumalar üzerine aşağıdaki yazısını okuyunca fikrimi bir anda değiştirdim. “Nasıl fazla yemek mideyi bozar ve bütün beden zarar verirse fazla okumak veya bilgilenme de ruhun tamamını aynı şekilde felç eder. Çünkü okuduklarımızı ancak muhakemeden geçirince anlayabiliriz.”

Evet bu sözle birlikte kitabı elimden bıraktım ve bunun üzerimdeki etkisini düşünmeye başladım. Çünkü rahatlamıştım. Hızlı okuma yapabildiğim için aralıksız olarak 1 saatin üstünde okuma yapabiliyordum. Fakat bu sözle birlikte okuduklarımın üzerine ne kadar az düşündüğümü ve bu yüzden ne kadar boğulduğumu fark ettim. Oysaki hayatımızda bir kitap gibi değil midir? Yaşadıklarımızı hep sonuçları üzerinden temel alarak ya mutlulukla ya da hüzünle kısırlaştırıp geçmiyor muyuz? Oysa ki yaşadığımız her bir andan sadece ders almak niyetiyle üzerine düşünmek çok yararlı olmaz mı? Sadece artılarından sonuç çıkarmak için bile düşünmek olumsuz sonuçlar için umut verici etkiler doğurabilir. Bu sayede içine düştüğümüz karanlıktan aydınlığa geçmemiz kolaylaşabilir. Peki bu kolaylığı tek bir noktada birleştirip çözüme kavuşturmanın beraberinde getirdiği rahatlığa ne demeli… bin sayfadan fazla bir eserin pek çok konusundan çok büyük kazanımlarım oldu. Fakat tek bir odak üzerinden hedeflediğim kazanım için yoğunlaşarak sonuca varmak isteği ortaya somut bir değerlendirme çıkardı. Böylece vücutta biriken fazla yağlar gibi zihnimde ağırlık yapan düşüncelerden basit pratikler sayesinde sıyrılmış oldum. Bu durum hepimiz için geçerli, bir olayı ister kalbimizle değerlendirelim isterse de aklımızla, fark etmeksizin yardımcı olacaktır. Önemli olan önce hangi hedefi çözmek istediğimizde yatar. Önemli olan hedefi belirlemek ve kendi gerçekliğimizin süzgecinden geçirerek sonuç almaya odaklanmak olacaktır. Her adımın %1 ihtimalle bile olsa bize kazanımı olduğunu düşünmek bile motive olmaya yeter. Kaybettiğini düşünüp umutsuzluğa kapılmak yerine %1 ihtimalle sonuç elde edeceğini düşünmek bir sonraki adımın taşıyıcısı olacaktır.

1 Risale-i Nur

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İhsanüddin Demirbaş - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Takvimi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Takvimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Haber Takvimi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Takvimi değil haberi geçen ajanstır.



İstanbul Markaları

Haber Takvimi, İstanbul ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (850) 304 05 95
Reklam bilgi

Anket Koronavirüs alışveriş alışkanlığınızı değiştirdi mi?