Hayata Sevgiyle Bağlanmak

Kainat sevgi üzerine yaratılmıştır ve bizler bir sevgi sarmalının içerisindeyiz.

Her hareketimizin, her hayalimizin temelinde sevgi var.

Bir şeyler için sevdiğimiz oranda çabalıyor, zorluklarına sevdiğimiz kadar katlanabiliyoruz. Bilgi dahi ilgi olmaksızın öğrenilmiyor.

Sevgi; küçük bir çocuğun matematiği daha kolay öğrenmesinin de temelidir, aynı yastığa baş koyulacak kişiye karşı gösterilecek hoşgörünün de temelidir.

Yani sevgi her şeyde vardır. Sevgi her şeydir.
Her insanın kalbinde bir boşluk vardır. Bu boşluk nasıl ve ne şekilde doldurulursa insanın tüm hayatı bundan etkilenir.

Fıtratta olan ve değiştirilemeyen durumlar dışında herkes kalbini iyi ve doğru olanla  doldurabilecek kabiliyettedir.

Herkese göre iyi-kötü kavramları değişebilir ancak durum ilim, vicdan, din anlayışı ile bakılırsa doğru ve yanlışlar bellidir.

Bizlere sunulan irade hürriyeti ile doğrunun peşinde olunmalı, kalpler boş ve aldatıcı işlerden uzak tutulmalıdır.

Biz farkında olmasak da şeffaf bir Dünya’nın naif misafirleriyiz.

Hassas olduğumuz kadar fark edebiliyoruz dünyanın bu yönünü.
Sevgi ile yapılan  yemeklerin şifa, sinir ve üzüntüyle yapılan yemeklerin sağlığa zararlı olabildiği, birilerine kalben bağlandığımızda “Kişi sevdiği ile beraberdir.” inancıyla uzakları yakın edebildiğimiz bir dünya bizimkisi…

Lanet edilesi bir yer değil, iyi işlerimize alet edebileceğimiz bir yer dünya.

Zaten dünyayı çekici kılan da bu ya; hem ebedi hayat için yol azığımız oluyor, hem de dinlendiğimiz bir konak. Öyle bir konak ki misafirperver görünmese de insanı ev sahibi yapabilir, neyi ne kadar feda ettiğimize bağlı olarak…

“Sizi hayata bağlayan şey nedir?” diye bir soru sorulsa şüphesiz birçok kimse “ailem, ideallerim, yapmaktan mutlu olduğum şeyler” şeklinde cevap verecektir.

Elbet bunlar birer hayata bağlanma aracı olabilir ancak amacı olamaz. Bu sebepleri amaç edinmek kendimizi hafife almak, bakış açımızı dar tutmak demektir.

Kişinin hayal ve hedefleri bu dünyanın ötesindedir, öyle olmalıdır.

Sınırlı bir dünya sınırlı bir imkan sunar insana. Oysa bize verilen kabiliyet sınırsız ve süresiz olmamızı gerektiriyor. Bu nedenle sınırsızlık ve süresizlik peşinde olmak kendimizle barışık olma manasına gelir ki dünyaya da bakışımızı daha doğru hale getirir.

Kalbimize sığdırdıklarımız bedenimizin yok oluşunda yok olmamalı.

Eritmemeli batıdan doğacak Güneş, değerlerimizi.

İnancımız, ideallerimiz ve sevgimiz öyle şeylere olmalı ki dünya yansa o içinde tutuşmamalı. Ancak bu şekilde ulaşabiliriz çok istediğimiz emellerimize.

Dünyayı kısa, kendisini yorgun görenler değil de; dünyayı ebedi hayata kapı, kendisini ebedi hayat yolcusu ilan ederek yaşam sürenler sevgi sarmalında bir iz bırakabilirler.
Çünkü hayata sevgi ile bağlanmak, hayatı verene sevgi ile bağlanmaktan geçer.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Zumra Sarman - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Takvimi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Takvimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Haber Takvimi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Takvimi değil haberi geçen ajanstır.



İstanbul Markaları

Haber Takvimi, İstanbul ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (850) 304 05 95
Reklam bilgi

Anket Koronavirüs alışveriş alışkanlığınızı değiştirdi mi?