Yaşamı Anlamlı Kılmak

Ölüm haberi neden ağlatır? Sevdiklerimizin meçhul yolculuğunu mu düşünürüz ağlarken, yalnız kalışına mı, henüz genç oluşuna mı ağlarız?

Yahut bekarları vardı, torununu görmedi, en küçük evladını doyasıya koklamadı, diye mi ağlarız?

Aslında neyi düşünürsek düşünelim hep o kişinin yapacaklarının yarım kalmışlığına üzülürüz.

Çünkü hepimiz yarın planlı bir yaşam sürüyoruz. Kimin yolculuğu sonlansa yine “varacağı nice menziller daha vardı” diyoruz.

Hiç bitmeyecekmiş gibi seviyoruz her şeyi, herkesi. Bu yüzden ölümlerimizi mateme, doğumlarımızı düğüne çeviriyoruz.

Yaşamı anlamlı kılmak çok önemlidir.
Bunu laboratuvarda incelemeler yapan bir bilim adamı, hayatını bu çalışmalara vererek de başarabildiği gibi ailesinin geçimi için alın teri döken bir insanda yaşamını manalı kılabilir.

Çünkü iyi hatırlanmanın, iyi işler yapmanın, geride kayda değer bir hikaye bırakmanın bana göre tek bir kriteri vardır.

O da; samimi kalptir.

Samimi bir kalbin aracı olduğu her iş ve ilişki hatırlanır.
Ortada bir emek varsa bu zayi olmaz.

Tam da bu günlerde kalbi temiz bir insanın emeklerinin zayi olmayacağına bir kez daha tanıklık ettiğimiz, her ne iş yaparsa yapsın samimi niyetle yola koyulduğu için iyi hatırlanacak bir ablamızı yitirdik.

Umreden dönmüş, günahlarından arınmıştı. Bedeni zayıftı, malum virüse yakalandı. Yenik düştü. Geride bir sürü sevenini bıraktı.

Gidişi çok ağlattı. Çünkü herkeste güzel anılar bırakmıştı.

Mesela üzerimdeki işlenmiş siyah hırka , yaşamını daima anlamlı kılmaya çalışmış o güzel insandan hediye.

Ne bakıp ağlamamak mümkün ne de güzel yaşamı hakkında sadece susup ağlamak.

Hayır işlerinde en ön saflarda hep o vardı. Çocukları hediyelerle sevindirirdi. Bizzat şahidim ki yetime de yardım ederdi.

Bir süredir hastanede yattığı için şifa niyetine bir hatim hediye edecektim ki vefat haberi geldi.

Yaşarken de böyle bir hediyem olmuştu. O zamanlarda hediyeme sevindiği gibi şimdi de sevinir miydi?

Onun adına nice hatimler ve dualar edildi.

Yaşamını anlamlı kılanın ölümü ne de nasipliydi.
Bizler zor imtihanlardan geçtiğimiz şu süreçte halen mevcut durumumuzun ciddiyetinde değilsek, “evde sıkıldık” etiketleriyle videolar izleyip gülme krizlerine girebiliyorsak, günümüzü sadece dizi, spor, temizlik, oyunlarla geçiyorsak demek ki henüz evimize bir ölüm haberi gelmemiştir.

Ve toplum olarak hastalığı yensek de yenmesek de bu hallerimiz yüzünden kan kaybetmeye başlamışız demektir.

O halde uzmanlar yaşadıklarımızın sebeplerini tartışadursunlar biz de kendimizi yoklayalım.

Başımıza neler geldi? Neden geldi?
Bu yaşadığımızı bireysel bir ceza olarak görürsek hangi yanlışımız yüzündendi?

Belki de ölümle burun buruna geldiğimiz şu günlerde yaşamlarımızı anlamlı kıldığımıza, iyi hatırlanacak işler yaptığımıza ikna edebildik mi kendimizi?

Yoksa geriye dönüp baktığımızda bir şeyleri başarmak için çabalamayışımız, gereksiz işlerin peşinde vakit öldürmüşlüğümüz mü yüzümüze çarpıyor?

Her insan için değişir ancak az veya çok yapmıştık bir şeyleri. Az çalışmış, az okumuş, az affetmiş ya da çok yalan söylemiş, çok boşa zaman geçirmiş, çok bilmiştik.

Cezaydı belki, eve hapsedildik.
Cezayı güzel değerlendirip Rahman’a vefa edeceğimize halen farkında olmayarak kendimize eza verdik.

Yakınlarımızdan biri ölmedi, fark etmedik. Çünkü akrep ve yelkovanı kendimize çoktan dost edinmiştik.

Neyse ki toparlanmanın belirlenmiş bir vakti yok. Hazır olduğumuz an, eksiklerimizi fark ettiğimiz an yola koyulabiliriz.

Yetişememek mesele değil koşmaya devam etmek önemli olan.

Karmaşık da değil olay; değerlerimizi canlı tutmak, onu hayatımıza uyarlamaya çalışmak bütün meselemiz.

Değer verdiğimiz ahlaki, dini, sosyal ilkelerimizde samimi bir niyetle hayatımızı idame ettirebiliyorsak anlamlı bir hayat sürüyoruzdur.

Sonuçta nereye varacağının hesabını yapmayan yolda kaldığında afallayabilir.

Güzel anılmak çaba gerektirir.

Hataları telafi etmek için de keza…

O halde kendimiz ve yaptıklarımız konusunda bilinçli olup adımlarımızı bu şekilde atabilmeliyiz.

Akıllı bir insan tekrarı ve telafisi olmayacak hayat öyküsünü güzel başlayıp, güzel bitirendir.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Zumra Sarman - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Takvimi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Takvimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Haber Takvimi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Takvimi değil haberi geçen ajanstır.



İstanbul Markaları

Haber Takvimi, İstanbul ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (850) 304 05 95
Reklam bilgi

Anket Koronavirüs alışveriş alışkanlığınızı değiştirdi mi?