AN GELİR HAYAT...

Beklemediğim misafir kapımı çaldığında, kuşlar hayrete düşüren haberler uçurduklarında bana, sen değişmeye başladığında, kalemim köreldiğinde belki de ustalaştığımda, insanlar bana artık “yazar” unvanını yakıştırdığında, ben kendime yakışanları keşfettiğimde, insanlar bana baş sağlığı dilemeye başladıklarında ve bunu da kendilerine borç bildiklerinde anladım ki hayat bir anda gösteriyor gerçek yüzünü.

Herkese farklı tarafını gösterdiği ama asla sakınmadığı o yüzünü…

An gelir hayat asla ile başlayan tüm cümlelerimizi oldurtur.

Asla okumam deriz, kendimizi mezuniyetimizde buluruz… Asla evlenmem deriz, nikahta “evet” derken işitiriz sesimizi… Asla yapmam deriz, yaparken izleriz kendimizi… Büyük konuşur, kınarız; bizzat kınadığımız olur, kınanırız… Sonra çözeriz hayatı, onun adalet anlayışını ve nasıl karşılık vereceğimizi.

Yavaştan ayak uydururuz hayata ve bizi sürüklediği akışına.

An gelir hayat kedilere bile selam verdirtir.

Ben selam vermekle de yetinmeyip sohbet edenlerdenim. Peki bu yalnızlıktan mı? Yoksa insandan karşılık alamayanların kendini tatmin etme yöntemi mi?

İkisi de değil bence. Bu tamamen, dört ayaklı dostlarımızı aramıza alma isteğimizden. Süt verip sırtımızı dönmek yerine, cevap alamayacağımızı bilmemize rağmen hâl hatır sormaktan.

Bizi görenler içinden belki de bize deli diyorlar. Verdiğimiz selamın karşılığını, insanlarda göz devirerek alırken kedi dostlarımızda, bacağımıza sarılmalarıyla, kafalarını bize yaslamalarıyla ve birçok şey ifade eden “miyavlamaları” ile alıyoruz.

Sahiden deli olan biz miyiz?

An gelir hayat, itiraf edemediklerimizi bülbül gibi şakırdatır.

Herkesin dilinin ucuna kadar gelip son an da u dönüşü yapan söyleyemediklerimizdir; itiraflar.

Bazen itiraf edince üstümüzden tır geçmiş gibi eziliriz, bazen de tüy gibi hafifleriz.

Kimi zaman birini kaybeder, kimi zaman da kazanırız. Fakat yolun sonunda, kaybettiklerimiz de, kazandıklarımız da bize kalır. Bizimle kalır. Her itirafın sonu, biraz yalnızlık bulaştırır kişiye.

Bunu göze almak, bir şeyi itiraf etmekten daha zordur kimi zaman. Ama öyle bir an gelir ki, kalbimizin de beynimizin de onayına gerek duymayız. Sadece serbest bırakırız, içimizde bağladığımız itiraflarımızı.

Ve ben de itiraf ediyorum… Yolda yürürken düşen biri herkesten önce kendisi gülüyorsa, annesinden gizli sürahiyi kafasına dikiyorsa biri ve bindiğinde “yetersiz bakiye” sesi inletiyorsa tüm otobüsü; işte o benim…

Sönmeyen bir yangın ilk kıvılcımlarını verdiğinde kalbimizde, beynimiz artık bizim kontrolümüzde olmadığında, güvendiğimiz dağlara kar yağdığında, düşünmeden soğuttuğunda o kar yüreğimizi, güneşin doğuşu yetmediğinde günümüzü aydınlatmaya, insanlar kötülere “güçlü” dediğinde; ben, o anın geldiğini anladım.

Kelimelerin yetersiz kaldığı, bakışlarla, dokunuşlarla, bulutlara çöken huzursuzluklarla anlayabildiğimiz o anlar…

Ve an gelir hayat, kelimelerin yetersiz kaldığı anlar yaşatır bize.

“İyikilerimizi” keser atar hayatımızdan, kimsesiz bırakır bizi.

Gece olduğunda yabancılık çekmeyiz artık. Çünkü insanların yalnız yastığıyla paylaştığı yaralarını, biz zaten hiç örtememişizdir.

Gecemiz gündüzümüze karışır. Doğuşuyla batışı birdir bize güneşin. Yas tutanın kalbindeki boşluk, gurbettekinin kendisinden büyük yalnızlığı, üstümüze siner sanki.

Ve yine an gelir hayat, kimsesizlerin mezarlığını bile ayırır diğerlerinden. Yaşarken başlarını sokacak yer bulamayanlar, öldükten sonra da rahat yüzü görmesinler ister sanki.

Fakat hangimiz gömülürken yanımıza birini alabileceğiz?

Hiçbirimiz.

Binlerce kişi bile gelse cenazemize, biz yine de o kalabalıktaki yalnız olacağız. Ve sonra o yalnızlığımız, kimsesizliğimize dönüşecek.

Hayatın ayrımcılık yapıp, mezarlığını ayırdığı kimsesizlerden, hiçbir farkımız kalmayacak ölünce.

İsterseniz mezar taşınızda bütün sülalenizin ismi yazsın veya her gün ziyaretinize yüzlerce insan gelsin: Ölünce hepimiz, kimsesiz kalacağız… 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Fatma Betül Öztürk - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Takvimi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Takvimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Haber Takvimi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Takvimi değil haberi geçen ajanstır.

02

Sema - İsterseniz mezar taşınızda bütün sülalenizin ismi yazsın veya her gün ziyaretinize yüzlerce insan gelsin: Ölünce hepimiz, kimsesiz kalacağız…

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 20 Temmuz 09:22
01

Zahide - Kimi zaman birini kaybeder, kimi zaman da kazanırız. Fakat yolun sonunda, kaybettiklerimiz de, kazandıklarımız da bize kalır. Bizimle kalır. Her itirafın sonu, biraz yalnızlık bulaştırır kişiye.

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 08 Temmuz 12:45


İstanbul Markaları

Haber Takvimi, İstanbul ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (850) 304 05 95
Reklam bilgi

Anket 1 Haziranda başlayan normalleşme, sizce doğru mu?