BEKLENTİSİZLİK


Çağımızdaki insanlara özgü olup olmadığı bilinmez ama en yorucu hislerden birisidir beklenti içinde olmak.

Eşimizden, çocuğumuzdan, annemiz ve babamızdan, komşumuzdan hatta dolmuşta oturanlardan bile bir beklentimizin oluştuğu aşikar.

Bu beklentilerimizin karşılığı olmadığı takdirde anlaşılmadığımızı, yeterince değer verilmediğimizi düşünüp kendimizi üzmeye başlarız.

Bu da çıkışı olmayan bir yola götürür bizi ve bu yoldan manevra yapıp kurtulmamızın tek yolu vardır; bir iyilik, bir
iş yapacağımız zaman karşılığını beklemeden yapmak.

Sözlüğe baktığımızda beklemek teriminin karşılığının biraz zaman vermek olduğunu görürüz.

Biz de bunu konumuza dair uyarladığımızda "zaman vermek" manasını eğer içimize dönüp başkasına değil, kendimize zaman tanımak olarak algılarsak çok daha güzel sonuçlar elde edebiliriz.

Kendimizi tanır, sever, işimize başkasının değer vermesini beklemeden kendi hakettiğimiz değeri kendimiz belirleriz.

Böylelikle beklentisiz bir hayatın dimağımızda oluşan özgür mutluluğunu tatmış oluruz.

Mesela çocuklar bu beklenti gibi yorucu hislerden koparılırsa, derslerini ebeveynlerinin gözüne girmek için yapmayacaktır.

Bir gencin kahraman desinler diye uçuk fedakarlıkları olmayacaktır.

Eşler, kadınların beklentilerini karşılayabilmek adına içinden gelip gelmemesine bakmadan eve çiçek götürmeyecek, kadınlar da takdir görebilmek adına gücünün yettiğinden fazlasını yaparak kendini yıpratmayacaktır.

Herkes içinden geldiği gibi davranacak, toplum samimiyet kokacaktır.

Hani şu sözü çok kullanırız; "Ben onlara çeyrek takmıştım." Düğünlerimizde taktığımız takıların bile geri dönüşünü bekleyen bir milletiz.

Oysa koşulsuz ve beklentisiz iyilik yapmak istersek evleneceklere yardim yaptığımızı düşünür bize geri dönse de dönmese de bu arayış içinde olmayız.

Böylelikle zihnimiz ve kalbimiz daima ferah kalacaktır.

O halde biz neden bekleriz?

En temel olarak bizler sevilmek isteriz. Sevildiğimizi hissetmek isteriz.

Bir dokunuş, bir cümle, bir hediye yahut düşünüldüğümüze dair her hareket bize sevildiğimizi hissettirir.


Ancak bunlar sağlandığında mutlu, sağlanmadığı takdirde üzgün olursak mutluluğumuzu başkalarına şartlamış oluruz.

Bu da bizim özgürlüğümüze engeldir.

Kendimizi seversek bizi herkes sevecek, önce biz kendimize değer verirsek herkes tarafından zaten kabul göreceğizdir.

Kalp hassas, şartlar değişkendir. Kendimizi daima olumlu yönde etkileyebiliriz.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Zumra Sarman - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Takvimi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Takvimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Haber Takvimi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Takvimi değil haberi geçen ajanstır.



İstanbul Markaları

Haber Takvimi, İstanbul ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (850) 304 05 95
Reklam bilgi

Anket 1 Haziranda başlayan normalleşme, sizce doğru mu?