Tamalanan Dörtlük

Şiirleri çok severim.

En sevdiğim şiir Neyzen Tevfik’in Geçer şiiridir.

Geçer hakkında iki kelam laflamak da isterim elbette fakat bu yazıda değil.

Bu yazının konusu ise üç farklı kişinin yazdığı üç mısralık bir beyit ve naçizane benim yazdığım son mısrası.

İlk olarak “Aşk’a uçarsan kanatların yanar.” demiş Sadi Şirazi.

Buradaki aşk; bugün kullanılan anlamıyla, karşı cinse duyulan çekimden ziyade tasavvufta yer alan yaratıcı ile bir bütün olma hali veya bizzat Allah’ın kendisidir.

Kanatlar ile kast edilen şey ise Allah’ın bizlere sunmuş olduğu bütün nimetler ve dünyadır diyebiliriz.

Yani diyor ki eğer Allah’a varmak istersen bütün dünyaya sırtını çevirmen gerekir.

“Aşk’a uçmazsan kanat neye yarar?” diye devam ettirmiş mevlana Celaleddin Rumi.

Evet dostlarım, aşk’a uçmak isterseniz kanatlarınız yanar.

Yani eğer tasavvufi açıdan en yüksek mertebeye çıkmak isterseniz, dünyaya ve nimetlerine sırtınızı dönmeniz gerekir.

Fakat bu nimetlerin size veriliş amacı da zaten bu değil mi?

Üstelik burda iki dizede de kanat olarak geçen dünya nimetlerini sadece maddi şeyler olarak algılamak çok büyük bir yanılgıdan ibarettir.

Allah’ın bize bahşettiği akıl da, sevme kabiliyeti de hatta bizi seven insanlar da bizi Aşk’a uçuran kanatlara dahildir.

“Aşk’a varınca kanadı kim arar?” diye son noktayı koymuş Yunus Emre. Tabi şimdilik.

İlk iki dizeyi tamamlayan bir anlam var burada. Kanatların bize veriliş amacı zaten uçmak.

Özellikle Aşk’a uçmadıktan sonra kanatlarımız olmasının bir anlamı kalmıyor ama emin olun bir kere tadına varınca emin olun kanatlarınızı feda ettiğinize değdiğini göreceksiniz. En azından inancımız bu yönde.

Son olarak “Aşk’ın kanatları herkes için var” diye eklemek istiyorum ben, bu üç mısranın üstüne.

Bize zaten kendisine uçmamız için kanatlarımızı veren Aşk’ın ta kendisi değil midir sevgili okuyucu?

Bizim kanatlarımız ancak onun kanadından kopan tek bir tüy olabilir.

Benzer şekilde karşı cinse duyulan aşk için de aslında aynı durum söz konusudur.

Ölçek olarak biraz daha küçük olsa da tasavvufdaki yaratıcı ile bir olma isteğinden yola çıkarak karşı cins ile bir bütün olma isteğinin vurgulandığı aşk için de yukarıdaki durumların benzerleri geçerlidir.

Eğer kendinize “ben aşığım” diyorsanız –iki çeşit aşk için de geçerlidir bu- kanatlarınızdan vazgeçmeniz gerekir.

Sevgililer günü de geliyorken dilerim hepiniz uğruna kanatlarınızdan vazgeçtiğinizde dahi sizi yere düşürmeyecek bir aşk bulursunuz.

Zira ben yere çakıldım.

Mehmet USLU